Mezopotamya Sevdası

 


“Mezopotamya Sevdası” – Selahattin Demirtaş kaleminden


Benim sevdam, bir toprağın kokusuna karışmış bin yıllık bir ağıttır.

Adını kimisi Mezopotamya der, kimisi Bereketli Hilal...

Ama ben ona ana yurdum derim — çünkü onun taşında, suyunda, sesinde halkımın nefesi var.


Dersim, dağların başında bir masal gibi durur;

Her sabah sislerin içinden çıkan Munzur suyu,

anasının duasını, babasının direncini taşır ovaya.

Her damlası bir öyküdür, her yankısı bir başkaldırı.

Orada çocuklar, kelebekler gibi özgür doğar,

ve her rüzgâr, bir ağıtla bir halayı aynı anda taşır.


Sonra Munzur...

Bir nehirden çok, bir vicdandır o.

Akar, ama susmaz.

Köyler yakılır, diller susturulur,

ama Munzur hep konuşur taşlara,

“Bir gün barış gelir,” der,

“Bir gün bu suyun üzerinde çocuklar gülerek yüzer.”


Ve Botan...

Botan, yürek gibidir;

Ne kadar yara alırsa alsın, hep yeniden atar.

Cizre’nin sıcağında yanar,

ama bir annenin ninnisinde serinler.

O toprakta kurşunla karışır toprağa tohum,

ama yine de filiz verir umut.

Her mezar taşında bir direniş,

her çocuğun bakışında bir gelecek saklıdır.


Ben bu toprakların sevdalısıyım.

Ne aşkım bir kadına, ne öfkem bir düşmana —

benim aşkım, bir halkın onuruna,

bir nehrin direncine,

bir dağın sessiz vakarına.


Benim yurdumun adını değiştiremezsiniz;

çünkü o ad, taşların hafızasında yazılıdır.

Benim halkımın dilini susturamazsınız;

çünkü o dil, rüzgârda, suda, dengbejlerin sesinde yaşamaya devam eder.


Mezopotamya,

ne yalnız bir coğrafya,

ne sadece bir hatıradır.

O, insanın kendini yeniden bulduğu yerdir.

Orada sevdalar da devrimcidir,

aşklar da başkaldırıdır.


Ve ben, her sabah hücremin demirine dokunduğumda,

Munzur’un serinliğini hissederim avuçlarımda.

Çünkü bilirim, o su hep akar

ve halkımın kalbiyle birlikte,

bir gün özgürlük denizine ulaşır.


Editör - yargisizbela21 



Post a Comment

Daha yeni Daha eski